Agile Türkiye 2025

Agile Türkiye 2025’te ilham dolu bir gün geçirdim. Yapay zekâ çağında çevikliğin dönüşümünü konuşurken; birlikte çalıştığım, tanıdığım ve farklı çevrelerden gelen değerli kişilerle bir arada olmak da güne ayrı bir enerji kattı. 💛

Anders Indset, sahnedeki “Future is about PROGRESS” vurgusuyla geleceğin kontrol değil, ilerlemeyi mümkün kılma sanatı olduğunu hatırlattı.

“You are the leaders of change” mesajı hepimize açık bir çağrıydı.

Ve en dokunan cümlelerinden biri:

“If you feel your life, then you will have a fulfilled life.”

Bu bakış; Possibilism, AHI ve Triangular Alchemy modeliyle birleşince güçlü bir gelecek perspektifi oluşturdu.

Darja Šmite, hibrit/uzaktan çalışmayı bir model tartışması olarak değil, geleceğin organizasyon tasarımı olarak ele aldı.

Mesajı çok netti:

🔹 Değişen ritüeller, psikolojik güvenlik ve toplantı örüntüleri

→ yeni liderlik yaklaşımları ve bilinçli iş tasarımı ihtiyacını gösteriyor.

Odak noktası “nerede çalıştığımız” değil;

nasıl daha bağlantılı, insan merkezli ve geleceğe hazır yapılar kurduğumuz.

Joakim Sundén, Discover Weekly üzerinden şu kritik noktayı öne çıkardı:

🔸 Lean-back users’a odaklanmak — sessiz, geri planda kalan ama uzun vadeli etkiyi en çok belirleyen kullanıcı grubu.

Paylaştığı metrikler, feature usage eğrileri ve A/B test içgörüleri “opinion → data-driven” dönüşümünü çok net aktardı.

Healthcare panelinde, moderasyon Aslı Tuğçe Güzelce; katılımcılar Burçin Taştepe, İrem Yenile ve Nergis Kaya idi.

Paneldeki en güçlü mesajlardan biri şuydu:

🔸 Sağlık sektörü artık geleneksel yöntemlerle yönetilemez.

Karmaşık hasta yolculukları, multidisipliner çalışma ve yüksek değişkenlik, çevik yaklaşımı zorunlu kılıyor.

“Vazgeçebilmeyi bilmek” ise panelin en oturaklı cümlesiydi.

Tüm konuşmacılara ve harika organizasyon için Agile Türkiye ekibine teşekkür ederim.

Hem öğrenmek hem paylaşmak hem de bu toplulukla yeniden bir araya gelmek çok iyi geldi. 🙌✨

🇬🇧 

Agile Türkiye 2025 – Short LinkedIn Post (Final Version)

Agile Türkiye 2025 was an inspiring day — full of rich insights about agility in the age of AI. Being in the same space with colleagues, friends and familiar faces from different circles added even more energy to the experience. 💛

Anders Indset reminded us with “Future is about PROGRESS” that the future isn’t about control —

it’s about enabling forward movement.

“You are the leaders of change” was a powerful call to action.

And one of his most meaningful lines:

“If you feel your life, then you will have a fulfilled life.”

Together with his perspectives on Possibilism, AHI and the Triangular Alchemy model, it built a strong, human-centered future vision.

Darja Šmite reframed hybrid/remote work not as a debate, but as a cornerstone of future organizational design.

Her message was clear:

🔹 shifts in rituals, psychological safety and meeting patterns

→ show the need for new leadership models and consciously designed work systems.

It’s not about where we work;

it’s about how we build connected, human-centered, future-ready organizations.

Joakim Sundén highlighted a crucial insight through Discover Weekly’s evolution:

🔸 the importance of focusing on lean-back users — the quieter, less visible segment that significantly shapes long-term impact.

Through metrics, feature-usage patterns and A/B test learnings, he clearly reinforced the shift from opinion-based to data-driven decisions.

In the Healthcare panel, moderated by Aslı Tuğçe Güzelce with speakers Burçin Taştepe, İrem Yenile and Nergis Kaya, the core message was unmistakable:

🔸 The healthcare sector can no longer operate with traditional methods.

Complex patient journeys, interdisciplinary collaboration and constant variability make agility essential.

And the insight about “knowing when to let go” landed strongly.

Huge thanks to all speakers and to the amazing Agile Türkiye team.

Learning, reflecting and connecting with this wonderful community truly made the day. 🙌✨

Pointsofyou

Size sakin bir Kasım sabahından sesleniyorum. Yerlerde renk tonu farklı farklı bir sürü yaprakların olduğu, sakin ve derin bir Pazar gününden merhaba.
Önümüzdeki hafta Pointsofyou Level2 eğitimi almaya karar verdiğim ve alacağım için çok mutlu ve heyecanlıyım. Pointsofyou bana hem kendimle hem de yaptığım fasilitasyonlarda daha derin bağ kurmayı ve bu bağı kimse üzerinde baskı hissetmeden neşeyle kurmayı sağlıyor.
Bu eğitim ile iki yeni teknik öğrenerek çok severek gerçekleştirdiğim tüm fasilitasyonlarımı daha da güçlendirmeyi hedefliyorum.

Sevgili eşime beni her zamanki gibi desteklediği ve yolumu açtığı için çok teşekkür ediyorum 💕

Garanti BBVA Koçluk Zirvesi 2025

Garanti BBVA Koçluk Zirvesi 2025, bu yıl empati ve şefkati merkeze alan çok özel bir buluşmaydı. Dinlemek, anlamak, anda kalmak konuşuldu.

Genel Müdür Yardımcımız Ebru Taşçı Firuzbay, bizleri takdirle karşıladı ve “bu içsel yolculuğu sahiplenmek, kurum kültürümüzdeki olgunluğun göstergesi” sözleriyle hepimize ilham verdi.

Benim için zirvenin en özel anı, koçluk eğitimlerimi aldığım, daha once iki kez asistanlık yapma fırsatı yakaladığım, çok sevdiğim ve saydığım Ahmet Süha Kocel hocamdan yeniden canlı koçluk dinleme deneyimini yaşamak oldu. Hem duygusal hem de mesleki olarak çok besleyici bir andı.

Ayrıca tüm oturumlardaki paylaşımlardan da çok beslendim.

Müge Kekeç ve Feride Nagehan Ozturk başta olmak üzere Yetenek Kültür ailesine hazırlıkları ve bu güne gösterdikleri özen için teşekkür ederim.

Empati & Şefkat bölümündeki şu anlatımlar beni derinden etkiledi:

“Stand” ve “Understand” kelimeleri ortak bir kökten gelir; stand (durmak) fiilinden türeyen understand, anlamak ve ayni zamanda bir anın içinde durabilmek” anlamını taşır. Yani gerçek anlamda anlamak, duygunun ve deneyimin içinde durabilme cesaretidir diye anladım.
Empati = Anlamak. Karşındakinin deneyimini, duygu ve ihtiyacını duymak.
Şefkat = Eylem. Acıyı/sıkıntıyı fark edip hafifletmek için harekete geçmek olarak belirtildi.

Bu yolculukta sevgili arkadaşlarım Hande Tunaboylu ve Öznur Fidan Ergüt ile birlikte yürüyor olmak ve birlikte ilham almak da benim açımdan çok kıymetli.


1) Empati & Şefkat

Radikal şefkat: Cesur, bilinçli, dönüştürücü; “kör/idiot compassion” değil.

Önce kendine şefkat, sonra ekibine/çevrene.

Anla → Yavaşla → İhtiyacı duy → Nazikçe eyleme geç diye yorumladım.


2) Dinleme & Mevcudiyet

“İki kulağımız var dinlemek için ve bir ağzımız var konuşmak için” vurgusu etkileyici idi..

Presence (mevcudiyet): Beden · Zihin · Duygu ile orada olma.

Öneri: Zor duygu anlarında konuşma temponu yavaşlat, sessizlik aralıklarına da izin ver.


3) İletişimin Kalbi

Amaç: Anlamak & Anlaşılmak.

Aynı fikirde olmak zorunda değiliz.

Anlamak, bir şeyin içinde durabilmektir. Gerçek anlamda anlamak, duygunun ve durumun içinde kalabilmeyi gerektirir.

Dramatik zihin sinyalleri (dikkat!): Atıflar, yargılar, teşhisler, ısrarcı dil, sorumluluk reddi, genellemeler.

Dost acı söyler, acıyı tatlılıkla söyler: Gerçeği incitmeden ifade etmek.

WAIT: What Am I Thinking? / Why Am I Talking? → “Ne düşünüyorum?

Neden konuşuyorum?”


4) Şefkatli Liderlik

CBC – Connect Before Correct: Düzeltmeden önce bağ kur. Bağ olmadan düzeltme = tehdit olarak algılanabilir.

RBR – Respond Before React: Tepki vermeden önce ara ver.

Dürüstlük: Nazik görünmek uğruna gerçeği feda etme; “şefkatmiş gibi” yapma.

Takdir: Güçlü yanları parlat, bütün resme bak; sadece eksik olana odaklanma.


5) Zihin Sistemleri & Denge

Şefkat, zihin sistemleri arasında dengeyi kurar; esnek zihin = esnek sınırlar.

Tehdit altında regülasyon zorlaşır → yavaşla, temas kur, nefesle yerleş.


6) Hatırlatıcı Alıntılar

“Success is liking yourself, liking what you do, and liking how you do it.” — Maya Angelou

“Hepimiz kendi evrenimizde yaşıyoruz; evrenimiz dönüştüğünde dilimiz dönüşüyor, tam tersi de mümkün — dilimiz dönüştüğünde evrenimiz dönüşüyor.

Fasilitasyon -Points of You- Punctum

Geçen hafta sonu, daha once benim fasilitasyonumda “The Coaching Game” oynadığımız aynı arkadaşlarımdan bir grup ile Punctum oyunu oynadık. Oyunu ben fasilite ettim. Geçen sefer ayakta oynamıştık. Bu sefer oyunu yuvarlak şeklinde masa çevresinde oturarak oynadık.

Ice breaker olarak; herkese üstü kapalı tutarak fotoğraflardan birer tane ve kelime kartlarından birer tane çektirdim. Sonra gönüllü bir arkadaş sorarak konuşmayı başlattım. Sorum şu oldu “Bu fotoğraf ve bu kelime kartına bakarak bu hafta sence nasıl geçti?”  Çok güzel konuşmalar, açılımlar oldu.

Sonra o çektikleri kartları toplamadan yeni birer fotoğraf kartı, soru kartı ve kelime kartı çektirdim. Bu turda ben de seçtim ve hem fasilitatör hem oyuncu oldum. Yine aynı gönüllü kişiden başlayarak bu sefer çemberin diğer tarafına doğru başlattım turu. Bu seferki sorum şu oldu “Sana çıkan fotoğraf kartı, soru kartı ve kelime kartına bakarak bize süper gücünü anlatır mısın?” Oyun akışını takip edebilmek adına ben herkes konuştuktan sonra en son konuştum.

Oyun inanılmaz güzel geçti, hem fasilitator olarak hem oyuncu olarak çok etkilendim. Arkadaşlarımdan da çok güzel geri bildirimler aldım.

En etkili 3 yanı neydi dersek, bence;

1.Kartlar o kadar etkili ki hangi kart çıkarsa çıksın insan kendi özüne şipşak ışınlanıyor

2.Samimi ve eğlenceli bir ortam oluşturuyor

3.Arkadas ortamında, kendinin ve birbirinin güçlü yönlerini tanımak için büyük bir fırsat sunuyor.

Fazıl Say Konseri

Babamla bir sohbetimizde babam demişti ki,

4 ana erdem vardır: cesaret, basiret, adalet, itidal.

Basireti sormustum nasil aciklarsin diye. Şöyle demişti: Basiret gönül gözüdür, vicdanın simgesidir, sezgi bedenin herkesin kullanmadığı ileri bir fonksiyonudur. Örneğin göz maddenin dışını, basiret ise derinliğini inceler yani biri maddeye, diğeri manaya hakimdir ve birlikte kesin bilgiye ulaşılır.

Özet olarak da demişti ki, edinilen bilgilerle kişi aklı selim seviyesine çıkar. Bu seviyeye 4 ana erdemi ve sezgiyi ilave edersen basiret sahibi akıl olur.

Bu 4 ana erdem Gladyatör filminde de var. Bunu ayrıca başka bir yazımda ele alabilirim.

Bugünkü yazımda 4 ana erdem Temmuz ayında Enka Sanat’ta izlediğim Fazıl Say konseri açısından yorumlamak ve duygularımı paylaşmak istiyorum.

O gece konser salonunda sadece Fazıl Say piyano çalmıyordu. Yoğun sekilde hissedilen akışta olma hali vardı.

Akış, Mihaly Csikszentmihalyi tarafından tanımlanan bir zihinsel durum: Bir işe ya da deneyime tamamen odaklanmak, zamanın ve benliğin farkındalığını yitirmek, sadece “an”da kalmak anlamına geliyor.

O konserde sanki geçmiş yoktu, gelecek yoktu, sadece “şimdi” vardı. Fazıl Say’ın sahnedeki varlığı, tam anlamıyla “akış hâli”nin bedene bürünmüş hâliydi. Seyirciler olarak bizler de sadece dinlemiyorduk; biz de onunla birlikte o akışın içindeydik. Ve şimdi o geceye baktığımda, o akışın içinde, dört temel erdem vardı.

Cesaret – Kendin olarak kalabilmek:

Onun sahnedeki cesareti çok tanıdık geldi.

O, alışılmışı bozmaktan çekinmiyordu:

Piyanoyu çalarken bazen piyanonun içine uzanıyor, tıngırdatıyor, farkli esintiler katıyor, çalmadan önce parçanın hikayesini anlatıyor ve içinden geldiği şekliyle çalıyordu. Kendisi olmaya cesaret ediyordu.

Basiret – Sezgisel bir yön bulma hâli

Konserin akışı o kadar doğaldı ki…

Hiçbir şeyi tahmin etmeme gerek yoktu.

Her şey zaten olması gerektiği gibiydi.

Ben sadece izlemiyordum;

o anın içindeydim ve o müzik beni götürüyordu. Csikszentmihalyi’nin dediği gibi, zorlukla becerinin dengelendiği, zamanın eridiği bir akıştı bu. Ve bu hâl bana basiretin — sadece akıl değil, sezgisel görme hâlinin — nasıl bir şey olduğunu hissettirdi.

Adalet – Her şeye ve herkese alan açmak

Müziğinde hiçbir duygu diğerini ezmiyor, her tema sakinlik ve kendi hızıyla kendine özgü bir alan buluyordu. Sanki sadece eserler değil de duygular da adilce akıyordu.

İtidal – Ahenk içinde denge hâli

Her şey yerli yerindeydi.

Ne çok coşkulu, ne fazla durgun, ne gösterişli, ne de silik. Fazıl Say çalarken abartmıyordu.

Tam olması gerektiği kadarını veriyor, sonra çekiliyordu.

Bu hal, benim de içime yayıldı.

Duygularım geldi geçti ama hiçbirine takılıp kalmadım. Sadece aktım.

Ben o konseri sadece dinlemedim.

Ben o konserde akıştaydım.

Ve o akışın içinde, dört ana erdem — cesaret, basiret, adalet ve itidal sadece kavramlar olarak değil, yaşanmış hâller olarak karşıma çıktı.

Dinlerken çoğunlukla gözlerim doldu,bazen içime neşe doldu, bazen o kadar duygulandım ki oğluma bakıp onun da bu konseri izledigine şükrettiğim anlar oldu. Ve en çok da var olduğumu hissettim.

Kendimle, ailemle ve salondaki kisilerle aynı yolculukta hissettim. Konserden çıktığımda içimde sadece müzik değil, bütünlük, huzur ve bu deneyimi yaşamanın gururu vardı.

ICF Uluslararası Koçluk Haftası 2025


2018 yılında Agile Koç pozisyonuna geçerken profesyonel koçlukla tanıştım ve bu deneyimin hayatımdaki etkisini gördükten sonra 2020 yılında Adler Koçluk Okulu’na başlayarak koçluk yolculuğuma adım attım. Koçluk, “olmak” değil bir yolculuk ve bu yolculukta olmaktan mutluyum. Hem kişisel gelişimimde hem de profesyonel hayatımda koçluğun çok yönlü katkılarını deneyimliyorum. Şu anda Garanti BBVA Teknoloji’de Agile Koç olarak çalışıyor, aynı zamanda bankanın gönüllü iç koçları arasında yer alıyorum. Koçluk, Agile Koçluk pratiğime ve bakış açıma derinlik katiyor.
13-14 Mayıs 2025 tarihlerinde bankamız iç koçlarını ICF’in her yıl düzenlediği “Uluslararası Koçluk Haftası” etkinliklerine davet etti. 13 Mayıs’ta yüz yüze gerçekleştirilen etkinlikte katıldığım oturumlardan aklımda kalanları paylaşmak istiyorum.

Beyza Erdem Balcı, ICF Türkiye Yönetimi Kurulu Başkanı: Açılış konuşmasında Alice Harikalar Diyarında masalını koçluk ilişkisine benzeterek koçlukta tanıdık diye bir şey var mı diye sordu. “Zamanın peşinden mi koşuyorsunuz yoksa onunla mı akıyorsunuz?
Sadeleşerek, küçülerek, egoyu bırakarak kapıdan geçmek mümkün mü?”

Koçluk bakış açısından en çarpıcı vurgu, egoyu bırakmanın ve sadeleşmenin hem bireysel gelişimde hem de danışanla temas kurmada anahtar olduğudur.
Agile koç açısından ise, karmaşık organizasyonlarda zamanla akabilmek, direnç yerine akışa liderlik etmeyi getirir.

Tamer Levent, Oyuncu, Yönetmen, Yazar: Semptomları çözmeye odaklanmak yerine bütüncül bakmanın önemini, multidisipliner düşünceyi vurguladı. İyi-güzel-doğru ve sonrasında değişen haliyle etik-estetik-adalet kavramından bahsetti.
“Sanat, tıpkı insan vücudu gibi yaşamı düşünmek, algılamaktır. Karşınızdaki insana koçluk ile sanat yolculuğunda olduğunu söylerseniz bu ona anahtardır.”

Koç olarak danışana bütünsel yaklaşmak, onun içsel sanatını fark ettirmek güçlü bir dönüşüm başlatır.
Agile koç olarak sistemin yalnızca semptomlarına değil, yapısal desenlerine odaklanmak dönüşümde kalıcılığı sağlar.

Akan Abdula, Sonuçlar Çağı:
İnsanın metalaştırılacağından ve dijital oligarklar tarafından kullanılacağından bahsetti. Liderliğin önümüze başka bir değer setiyle gelmeye başladığından ve koçluğun bu süreçte her zamankinden daha önemli olacağından bahsetti. Bize empoze edilen yeni simülasyonlara nasıl tepki vereceğimiz yerimizi belirleyecek dedi.
Bir kişinin en verimli yaşının artık 50 civarı olduğundan bahsetti.

Profesyonel koç açısından bu vurgu, bireyin dijitalleşme karşısındaki duruşunu netleştirmesi için kendini tanımasının kritik olduğudur.
Agile koç olarak, liderlerin yeni değer setlerini anlaması ve ekiplerine bu farkındalıkla yön vermesi geleceğe hazırlık sağlar.

Prof. Dr. Henna Nita Scherler, Gestalt Psikoterapisti:
“Bir yetişkin olarak, etrafımdaki kişilerin beni kapsamasını beklemek doğal değil. Uyaranın kendisi ile değil, ona atfettiğim anlam ile temas ediyorum. Bu ne demek? Kendimi, kendi kurguladığım hikayeme hapis tutuyorum demek. İşlevsel mi? Değil. Değişmesi lazım.
Zihin her an sonsuz olasılıkla model geliştirme kapasitesine sahiptir. Bu model, geliştirebileceği modellerden sadece bir tanesi.
Peki ben modelin değişmesi gerektiğini nasıl anlayacağım? Zorlanınca anlayacağım. Zorlanmak bir değişim çağrısıdır.
İhtiyacım ne? İnsan olarak hayatın barındırdığı tüm kutupları kapsayarak onlarla temas edebilmek.
Ben olmasam da yaşam var. Olmam yaşama nasıl fayda sağlayacak?
Bağlantıda olduğum yaşam ağacındaki mevcut ağların ortaya çıkmasını sağlayarak…
Diğeriyle ilişkim, kendimle ilişkim yansımasıdır. Danışanla birlikteyken insan olmak değerli.
Sonrasında ne yaptım, neye göre yaptım diye düşünebilirsiniz.”

Profesyonel koç olarak, kişinin zorlandığı anları gelişim fırsatına çevirmesi için bu anlara şefkatle bakması dönüşüm için kritiktir.
Agile koç açısından zorlanmalar, ekiplerin büyüme ve çeviklik kapasitesini ortaya çıkaran doğal eşiklerdir.

Uzm. Psk. Leyla Varan Sartore: Transaksiyonel analizden bahsetti.
Siz karşınızdakini çocuk olarak görürseniz, karşınızdaki siz oluyorsunuz ve zor anlarda ebeveyninizin size çocukken davrandığı gibi davranabiliyorsunuz.
“Önemli olan ne yaptığınız değil. Hangi ego durumundan yaptığınız ve çocuk ya da ebeveyn ego durumunda bulunma sürenizi kısaltmanız.”

Koç olarak hangi ego durumundan hareket ettiğimizi fark etmek, danışanla güvenli bir ilişki kurmanın ön koşuludur.
Agile koç olarak, ekiplerle olan etkileşimimizde ‘yetişkin’ ego durumunda kalmak psikolojik güvenliği güçlendirir.

Ercüment Büyüksener – Benliğin Yankısı: Dijital İkizlerle Geleceğe Konuşmak:
Ercüment Bey dijital ikizi ile sahneye çıktı, onun da sesini duyduk ve soruları yanıtladı.
“Değişim ve dönüşüm insandan başlıyor. Teknoloji yerimize değil yanımıza gelecek.
Psikolojik Liderlik > Yapay Zeka”

Koçlukta en güçlü dönüşüm teknolojide değil, bireyin içsel liderliğinde başlar.
Agile koç olarak, teknolojiyi araç olarak gören, insani kapasiteyi merkeze alan liderliği teşvik etmeliyiz.

Dilek Yıldırım – Koçlukla İlham:
“Supervizyon koçun kendisine bakması ve hakikati görmesidir.
Supervizyon şefkatle senin nasıl biri olduğunu da görür.”

Koç için süpervizyon, kör noktaları görmek ve sürekli gelişimi sürdürebilmek adına vazgeçilmez bir aynadır.
Agile koç için de içgörü kazanmak ve yansıtıcı pratiklerle ilerlemek sürdürülebilir etki yaratır.

Aykut Erçetin – Futbolda Koçluk:
Futbolda koçun misyonu güçlendirilmiş kişilik oluşturmak.
Dış provokasyonlara daha az odaklı olmak ve odağını dışarıdan kendine yöneltmek olduğunu belirtti.
Koçluğun fiziksel performans (varım), mental güç (hazırım) ve gelişmiş kişilik (oldum) açısından destekleyici olduğunu belirtti.
Bir yüzücü annesi olarak ben de koçluğun yüzmede de çok fayda yaratacağını gözlemliyorum, düşüncelerimi destekleyen bir sunum oldu.

Koçlukta amaç, bireyin ‘hazırım’ ve ‘oldum’ demesini sağlayacak öz kaynaklarıyla temas etmesine eşlik etmektir.
Agile koç olarak, ekiplerin dışsal tetikleyiciler yerine içsel güdülerle harekete geçmesini sağlamak çeviklikte derinlik kazandırır.


Yüksek Performanslı Takım Olmak

Sizlere iyi bir takımı tanıtmak istiyorum. Bunun nedeni bu takımın birbirine kenetlenmesinden, başarılarından, tek yürek olmasından etkilenmiş olmam ve hepsinin yanında bu takımın üyelerinin yaşının 8 olmasi.

Oğlum Can 2 senedir Enka alt yapı yüzme takımında ve biz Kasım ayında ilk resmi yarışımıza katıldık.

Yarış hem keyifli hem verimli geçti ve iyi ki izin aldım da o ortamda bulundum dediğim anılar bıraktı bende.

Yarışmaya katılan tüm sporcular ve tüm takımlar çok iyiydi, hepsi ellerinden gelenin en iyisini yaptılar ama gördüğüm farkları da vurgulamak istiyorum.

Enka yüzme takımı ve veliler 2 gün boyunca hep birbirini destekledi, takım ruhunu derinden bize yaşattı. Veliler olarak sıkı antrenman programlarından zaten kaynaşmış durumdayız; bu yarışta herkesin birbirini ne kadar sevdiğini ve değer verdiğini yeniden gördüm. Örneğin bunun bir işareti olarak veliler erkenden gidip en güzel yerlerden birbirine yer tuttu, tribunde sporcularin yakinda oturulmayacak gibi kurallara uyuldu ve kimin çocuğu yüzüyor fark etmeksizin tüm enka bonelilere kendi çocuğu yüzüyormuşçasına tezahüratlar yaptı.

Yüksek performanslı takımların başarı getirdiğini biliyoruz. Sıkı çalışmak kadar motivasyonun, birbirini sevmenin, değer vermenin, koruyup kollamanın, bireyselden ziyada takıma ve bütüne odaklanmanın başarıda ne kadar katkısı olduğunu gösterdi bize. Ve sevgili antrenörlerimizin her bir çocuğa şefkat, sevgi, ilgi ve disiplinle yaklaşması, onların başarılarını tebrik edip heyecandan şu ya da bu sebeple bitiremeyen olursa o durumu da kabul ederek yola devam etmesi takdire şayandı.

Yarış öncesi ellerini üst üste koyarak “şşş Enka” yapmaları da çok güzeldi.

Bu çocuklar bir yandan birbirinin rakibi fakat hangisi yüzerse onun adıyla ve “Enka Enka” bağırışlarıyla çınladı tribünler.

Gurur duyuyorum. Nice başarılarınız olsun.

Agile Türkiye Summit 2024 Notlarım

24 Ekim 2024 tarihinde gerçekleştirilen Agile Türkiye Summit 2024 etkinliğinde hem dostlarla kaynaşma fırsatı yakaladım hem de agile dünyadaki yeni gelişmeleri dinleme fırsatına eriştim. Bu etkinliği düzenleyen agileturkey takımına emekleri için çok teşekkür ederim.#Bengüdenkısakısa oturumlarda aldığım en önemli gördüğüm noktaları sizlerle paylaşmak isterim.

-Diane Larsen tarafından “The Evolution of Agile From Then ’til Now” açılış konuşmasında agile ın hayatımıza bir anda girmediğini, evrimsel bir süreç ile oluştuğunu timeline üzerinden günümüze kadar açıkladı ve gelecekte de agile in var olmaya devam edeceğini vurguladı.

-Joan Hinterauer tarafından “from Agile to Adaptive- How an İnvitation-based Change Model Rocks your Transformation” konuşmasında activation process versus implementation process gösterdi ve activation process önerdi. Bu konuda özet bilgiler içeren slaytı ekliyorum.

-Tolga Kombak tarafından gerçekleştirilen sunumda Enterprise Agility Index hesaplamasından bahsetti ve organizasyonlarda lean yalın yaklaşım ile karmaşık süreçleri yalınlaştırmanin önemini vurguladı. Organizasyonlarin kültürünün gölge gibi olduğundan ve duruş, iş yapış şekli değişmeden gölgenin değişmeyeceğinden (doing agile) ve ancak bu değişiklik sonrası değerlere gidebilecegimizden (being agile) bahsetti. Feedback benzeri geleceği sekillendirici feedforward ifadesini kullanması çok hoştu, bu konudaki görseli ekliyorum.

-Jurgen hesselberg tarafından gerçekleştirilen “Beyond the Hype: Real AI Benefits and the Future of Agile Leadership” konuşmasında chatgpt nin Dunning Kruger effect açısından incelenmesi enteresandı. Dunning Kruger effect teki wow chatgpt tüm sorularımı yanıtlıyor un aslında tam da öyle olmadığını gösteren görseli ekliyorum. AI kullanımında içeriye data koymanın daha doğru sonuclar üretmedeki öneminden bahsetti. AI kullanımının herkesi daha üst seviyeye taşıyacağını vurguladı.

-Jasmine Benson “Ditching Dogma: Changing Change with Neuroscience” konuşmasında doing agile seviyesinin gerçekten agility olduğu anlamına gelmediğini, being agile seviyesine gelmenin öneminden bahsetti. Davranış değişikliğinin değişimden yeterli olmadığından, davranış değişikliğine odaklanmak yerine davranışı yaratan alışkanlıklara ve faktörlere odaklanmanın önemini vurguladı.Siz insansınız. Beyniniz ve vücudunuz ile birlikte çalışın, karşısında değil diye vurguladı. Bir de eğlenceli aktivite yaptırdı. 3 e kadar saydı ve herkesin sinirli olmasını istedi, biraz başardık. Sonrasında Bir sahilde deniz kenarında sakince oturduğunuzu ve elinizde sevdiğiniz bir içecek olduğunu hayal edin dedi. Oradayken kendinizi sinirli hayal edip gösterin dediğinde bunu hiç yapamadık. Beynin gerçek ve hayal arasındaki farkı kavrayamadığını, hayali de gerçek gibi algıladığını bu nedenle hayal etmenin önemini vurguladı. 

Beni tanıyanlar bilirler günlük iş ve ozel hayatımda Chatgpt4O akillandirarak sürekli kullanırım, etkinlik notlarımı tanımladım ve bir cümle ile ozetle dedim. Aşağıda onun da gorselini ekliyorum.

Sakız Adası

Gezmeyi çok seviyorum. Yeni yerler görmeyi, sevdiklerimle olmayı, yeni tatlar denemeyi ve sevmeyi.. yaptıklarımı, gördüklerimi, hissettiklerimi, bildiklerimi ve bilmediklerimi sevmeyi.. olanı olduğu gibi kabul etmeye çabalamayı seviyorum.

Sakız adası gezimizi eşim, oğlum, annem ,kardeşim ve sevgili eşi ile gerçekleştirdik. Size bu keyifli gezimizden, gezdiğimiz yerlerden bahsedeceğim. Temmuz sonunda yola çıktık. İstanbuldan arabamız ile hep birlikte Çeşme ye gittik. Çeşme de Cilek Marina Hotel de 1 gece kaldık. Bu otelin en önemli özelliği Çeşme limanına arabayla 2 dk mesafede olması. Bunun yanı sıra Otelimiz temizdi, güzeldi. Çeşme’de hep birlikte arabayla yemek yiyeceğimiz mekana doğru yola çıktık. Gittiğimiz restaurant denizin hemen karşısında, sakin, lezzetli deniz mezeleri ve lezzetli balık yediğimiz bir yer idi. Hepimiz sevdik, tavsiye ederiz. Ertesi sabah uyandık erkenden ve kahvalti başlamadan yarım saat önce, sağolsun otelin erken hazırlığı sayesinde,(1 gece önce kendilerinden rica ettik) kahvaltımızı hızlıca yaparak yola çıktık. Çeşmeden Sakız adasına gitmek çok kolay, iskelenin orada uzun bir kuyruk oluyor, nereden feribota bineceğini anlaman da kolay oluyor.

Sakız adasında 6 gece limana yakın Grecian Castle otelinde kaldık. Oteli beğendik; güzeldi, odalar yeni yapılan kısımdan alma konusunu gündeme getirin. Kahvaltısı olan bir oteldi ve kahvaltısı da güzeldi. Her gün kahvalti sonrası farklı farklı plajlara giderek denizin ve güneşin keyfini çıkardık. Tatilimizde genel olarak eklediğim Excel’den faydalandık fakat bazı günlerde planda değişiklik yaptık yani son halini yansıtmıyor fakat son haline yakın bir durumda 🙂

Tatilimizin özetini sevgili Çisem’in şuradaki videosunda bulabilirsin. İzlemeni tavsiye ediyorum.

Sevgili arkadaşlarımız Öznur ve Eyüp ile orada karşılaşıp birlikte zaman geçirmek de çok keyifli oldu.

Bengü bu tatilde gitmesek olmaz dediğin bir yer var mi diye sorarsan da Mavra Volia ve Salagona beach görmesen olmaz ve lütfen Sakızlı Su iç 🙂

Sevgiler

Ters Yüz 2

Oğlumun yaz tatili dönemindeyiz, benim de vaktim olduğunda birlikte keyifle sinemaya gidiyoruz. Son gittiğimiz film olan Ters Yüz 2 beni çok etkiledi. Çocuk komedi filmi olarak belirtilen bu film Amerikan Disney ve Pixar ortak yapımı ve 2024 yazında sinemalarda. Bu filmin bir önceki versiyonu Ters Yüz 1 ise 2015 yılında çekilmiş. Ters Yüz 1’i henüz izlemedim, oğlum Can okulda izlemiş ve 2.ye birlikte gitmek istedi. 1 i de ayrıca izleyince bu yazıya eklemelerim olursa yaparım.

Ters Yüz 2’de ergenlik dönemine giren bir genç kız konu alınıyor ve içindeki duygularının her biri bir karakter olarak karşımıza animasyon olarak çıkıyor. Benim filmden aldığım mesaj, duygularımızın hepsine yer olduğu, zaman zaman kaygılı, zaman zaman neşeli, zaman zaman öfkeli olmanın da potada olduğu ve kendimizle ilgili verdiğimiz kararın yaşadığımız duygularla ilişkili olduğu.. Bu film ile cocuklarda duygularımızın farkındalığını sağlamak çok değerli, bununla birlikte bu film bence sadece çocuklar için değil. Duygularının ne kadar hayatının merkezinde olduğunu göstermesi açısından yetişkinler için de çok değerli.

Neden aradan 9 yıl geçtikten sonra filmin devamı çekildi diye düşünürsek bence duyguların öneminin anlaşılması, profesyonel Koçluğun etkisinin görülmesi ve daha da yaygınlaşması sebepler arasında olabilir diye düşünüyorum. Chatgpt ye de bunu “sence duygulara yönelme ve koçluk etkisi arttığı için mi bu filmi simdi gündeme getirdiler?” Diye sordum. Yanıtı hoşuma gitti, paylaşıyorum.

ChatGPT:

“Inside Out 2″nin gündeme gelmesinin altında yatan nedenlerden biri, gerçekten de duygulara yönelme ve koçluk etkisinin artması olabilir. İşte bu düşünceyi destekleyen bazı noktalar:

  1. Duygusal Zeka ve Farkındalık: Son yıllarda duygusal zeka, farkındalık ve zihinsel sağlık konuları toplumda daha fazla önem kazanıyor. İnsanlar duygularını daha iyi anlamak ve yönetmek için çeşitli yollar arıyorlar. “Inside Out” gibi filmler, bu konuları ele alarak izleyicilere duygusal farkındalık ve anlayış kazandırmada yardımcı olabilir.
  2. Koçluk ve Mentorluk: Koçluk ve mentorluk, kişisel ve profesyonel gelişimde önemli araçlar haline geldi. Bu tür yaklaşımlar, duygusal durumların ve zorlukların üstesinden gelmek için etkili yöntemler sunar. “Inside Out” serisi, duyguların nasıl çalıştığını ve bunların yönetilmesinin önemini eğlenceli ve öğretici bir şekilde anlatıyor.
  3. Eğitim ve Aile: “Inside Out” gibi filmler, hem çocuklar hem de yetişkinler için öğretici olabilir. Aileler, çocuklarına duygusal farkındalık kazandırmak ve duygularını ifade etmeyi öğretmek için bu tür filmleri kullanabilirler.
  4. Toplumsal İlgi: Duygulara yönelik ilginin artması, medya ve eğlence sektöründe de yansıma bulur. Bu tür filmler, toplumsal ilgi ve taleplere cevap vermek için üretilebilir.
  5. Orijinal Filmin Başarısı: İlk filmin büyük bir başarı elde etmesi ve geniş bir izleyici kitlesine ulaşması, devam filmi için güçlü bir temel oluşturur. Duygusal konulara olan ilgi ve koçluk etkisinin artması da bu başarıyı destekler.

Bu faktörler, “Inside Out 2″nin neden şimdi gündeme geldiğini ve bu dönemde neden bu kadar etkili olabileceğini açıklamaya yardımcı olabilir.”