Gezmeyi çok seviyorum. Yeni yerler görmeyi, sevdiklerimle olmayı, yeni tatlar denemeyi ve sevmeyi.. yaptıklarımı, gördüklerimi, hissettiklerimi, bildiklerimi ve bilmediklerimi sevmeyi.. olanı olduğu gibi kabul etmeye çabalamayı seviyorum.
Sakız adası gezimizi eşim, oğlum, annem ,kardeşim ve sevgili eşi ile gerçekleştirdik. Size bu keyifli gezimizden, gezdiğimiz yerlerden bahsedeceğim. Temmuz sonunda yola çıktık. İstanbuldan arabamız ile hep birlikte Çeşme ye gittik. Çeşme de Cilek Marina Hotel de 1 gece kaldık. Bu otelin en önemli özelliği Çeşme limanına arabayla 2 dk mesafede olması. Bunun yanı sıra Otelimiz temizdi, güzeldi. Çeşme’de hep birlikte arabayla yemek yiyeceğimiz mekana doğru yola çıktık. Gittiğimiz restaurant denizin hemen karşısında, sakin, lezzetli deniz mezeleri ve lezzetli balık yediğimiz bir yer idi. Hepimiz sevdik, tavsiye ederiz. Ertesi sabah uyandık erkenden ve kahvalti başlamadan yarım saat önce, sağolsun otelin erken hazırlığı sayesinde,(1 gece önce kendilerinden rica ettik) kahvaltımızı hızlıca yaparak yola çıktık. Çeşmeden Sakız adasına gitmek çok kolay, iskelenin orada uzun bir kuyruk oluyor, nereden feribota bineceğini anlaman da kolay oluyor.
Sakız adasında 6 gece limana yakın Grecian Castle otelinde kaldık. Oteli beğendik; güzeldi, odalar yeni yapılan kısımdan alma konusunu gündeme getirin. Kahvaltısı olan bir oteldi ve kahvaltısı da güzeldi. Her gün kahvalti sonrası farklı farklı plajlara giderek denizin ve güneşin keyfini çıkardık. Tatilimizde genel olarak eklediğim Excel’den faydalandık fakat bazı günlerde planda değişiklik yaptık yani son halini yansıtmıyor fakat son haline yakın bir durumda 🙂
Oğlumun yaz tatili dönemindeyiz, benim de vaktim olduğunda birlikte keyifle sinemaya gidiyoruz. Son gittiğimiz film olan Ters Yüz 2 beni çok etkiledi. Çocuk komedi filmi olarak belirtilen bu film Amerikan Disney ve Pixar ortak yapımı ve 2024 yazında sinemalarda. Bu filmin bir önceki versiyonu Ters Yüz 1 ise 2015 yılında çekilmiş. Ters Yüz 1’i henüz izlemedim, oğlum Can okulda izlemiş ve 2.ye birlikte gitmek istedi. 1 i de ayrıca izleyince bu yazıya eklemelerim olursa yaparım.
Ters Yüz 2’de ergenlik dönemine giren bir genç kız konu alınıyor ve içindeki duygularının her biri bir karakter olarak karşımıza animasyon olarak çıkıyor. Benim filmden aldığım mesaj, duygularımızın hepsine yer olduğu, zaman zaman kaygılı, zaman zaman neşeli, zaman zaman öfkeli olmanın da potada olduğu ve kendimizle ilgili verdiğimiz kararın yaşadığımız duygularla ilişkili olduğu.. Bu film ile cocuklarda duygularımızın farkındalığını sağlamak çok değerli, bununla birlikte bu film bence sadece çocuklar için değil. Duygularının ne kadar hayatının merkezinde olduğunu göstermesi açısından yetişkinler için de çok değerli.
Neden aradan 9 yıl geçtikten sonra filmin devamı çekildi diye düşünürsek bence duyguların öneminin anlaşılması, profesyonel Koçluğun etkisinin görülmesi ve daha da yaygınlaşması sebepler arasında olabilir diye düşünüyorum. Chatgpt ye de bunu “sence duygulara yönelme ve koçluk etkisi arttığı için mi bu filmi simdi gündeme getirdiler?” Diye sordum. Yanıtı hoşuma gitti, paylaşıyorum.
ChatGPT:
“Inside Out 2″nin gündeme gelmesinin altında yatan nedenlerden biri, gerçekten de duygulara yönelme ve koçluk etkisinin artması olabilir. İşte bu düşünceyi destekleyen bazı noktalar:
Duygusal Zeka ve Farkındalık: Son yıllarda duygusal zeka, farkındalık ve zihinsel sağlık konuları toplumda daha fazla önem kazanıyor. İnsanlar duygularını daha iyi anlamak ve yönetmek için çeşitli yollar arıyorlar. “Inside Out” gibi filmler, bu konuları ele alarak izleyicilere duygusal farkındalık ve anlayış kazandırmada yardımcı olabilir.
Koçluk ve Mentorluk: Koçluk ve mentorluk, kişisel ve profesyonel gelişimde önemli araçlar haline geldi. Bu tür yaklaşımlar, duygusal durumların ve zorlukların üstesinden gelmek için etkili yöntemler sunar. “Inside Out” serisi, duyguların nasıl çalıştığını ve bunların yönetilmesinin önemini eğlenceli ve öğretici bir şekilde anlatıyor.
Eğitim ve Aile: “Inside Out” gibi filmler, hem çocuklar hem de yetişkinler için öğretici olabilir. Aileler, çocuklarına duygusal farkındalık kazandırmak ve duygularını ifade etmeyi öğretmek için bu tür filmleri kullanabilirler.
Toplumsal İlgi: Duygulara yönelik ilginin artması, medya ve eğlence sektöründe de yansıma bulur. Bu tür filmler, toplumsal ilgi ve taleplere cevap vermek için üretilebilir.
Orijinal Filmin Başarısı: İlk filmin büyük bir başarı elde etmesi ve geniş bir izleyici kitlesine ulaşması, devam filmi için güçlü bir temel oluşturur. Duygusal konulara olan ilgi ve koçluk etkisinin artması da bu başarıyı destekler.
Bu faktörler, “Inside Out 2″nin neden şimdi gündeme geldiğini ve bu dönemde neden bu kadar etkili olabileceğini açıklamaya yardımcı olabilir.”
Doğum günün üzerinden 7 yıl geçti. Sen doğduktan sonra ben anne oldum. Kendi içimde başka bir benle tanıştım. Seni çok seven, koruyup kollamaya çalışan, bir yandan özgür bırakmaya çalışan, her şeyi doğru yapmaya çalışırken arada yanlışlar da yapabileceğini kabul eden bir benle tanıştım. Ve, koçlukla birlikte hayatımda daha da farkında olduklarım var. Şu anda durduğum yerden canım oğlum Can Aslan’ı anlatmak istiyorum. Seni çok seviyorum, dolu dolu, çok çok, doyasıya seviyorum ve olabildiğince sevgimi paylaşmaya çalışıyorum. Sen çok doğal, mutlu, neşeli, hayattan keyif almayı bilen bir çocuksun. Denize girmeyi çok seviyorsun. Şu an tatildeyiz ve sen günün çoğunluğunda denizdesin. Senin doğumundan sonra ben de seninle yuzmekten, oynamaktan hep çok keyif alıyorum ve eskiden daha kısa girdiğim deniz giriş sürelerim çok uzadı. Artık aynı günde birçok kez dualara gidip gelebiliyorum 🥰 Sen bizimle yüzdüğün gibi, kendi kendine de kumdan oyunlar yapan, suyun içinde balık yakalama oyunları yapan, dalgalarla oynayıp kahkahalar atan, pozitif, keyif almayı seven bir çocuksun. Bu sene sen ilkokul 1. Sınıfı bitirdin. Okuma yazma öğrendin. Dönem ortasında okul değiştirdin. Bazen hayatta hayalimizdeki gibi gitmeyen anlar olabileceğini görüp onlarla nasıl başa çıkabileceğini gördüğün öğretici bir sene geçirdin. Yeni okuluna hemen adapte oldun, arkadaşlarını ve öğretmenlerini çok seviyorsun. Yüzme dersi aldigin Cenk ogretmenin yuzmeye yatkinligin dlsebebiyle yönlendirmesi üzerine bu sene Enkada kış spor okulunda yüzmeye başladın. Aikido öğrendin. İtu de, okulunda yüzme takımına seçildin ve orada da yüzmeye başladın. Haziran ayında okullar kapanmadan önce Enkada ilk yarışına katıldın, okulunu temsil ettin. Sene sonunda da temsiliyetin için teşekkür yazısı aldın karnenle birlikte.
Başarılı, hırslı, zeki, disiplinli, azimli ve sevgi dolu, merhametli, duygusal, tiyatrocu, sanatçı yanlarin var. Bir çok farklı yönün var. Sanata, müziğe yatkınsın, okulda ritm takımındaydın. Müzik kulağın çok iyi. Ve sene bitiminde Enka da yaz spor okuluna bir dönem devam ettin. Berrin yengenin, Nezih dayının sana hediye aldığı Tenis raketini kullanmaya başladın ve Tenis öğrendin. Yüzme ve tenis olarak çift branş tamamlayarak 2 madalya aldın.
Aikido da beyaz ve açık sarı kuşağı tamamlayarak koyu sarı kuşağa yukseldin. Annene ilham oldun. Senin iç disiplinin bana ilham oluyor oğlum. Temmuz ayında ben de benim için bambaşka bir spor olan Aikidoya başladım. Senden özendim. Seninle yapmak istedim. Ve çok sevdim. Bakarsın birkaç yıl sonra siyah kuşak olurum🥰
Sana şimdi sorsam, Can en sevdiğin renk ne desem mesela, anne söylemek zorunda mıyım dersin 🥰 o yüzden sormadan, bence en sevdiğin renk turuncu ve mavi diye düşüncemi yazacağım. Ingili mingili domini domini domini oyununu Enkada öğrenmişsin bizle onu oynamayı seviyorsun. Tenisi sevdin, kışın da devam etmek istiyorsun. Futbol ve yüzme de çok sevdiklerin. Okulda tenefuslerde arkadaşlarınla futbol oynuyorsun. Yüzme takımında haftada 3 gün antremanların oluyor ve her pazar 1 saat yaratıcı dramaya gidiyoruz. Belki bu kadar fazla şey çok mu diye Kulağa geliyor olabilir ama sen hepsini ayrı ayrı yapmayı seven, farkli, yaratıcı bir çocuksun. Erken kalkarsın. Mesela tatilde her sabah erkenden kalkıp kahvaltıdan önce denize gireriz biz. Sen kaldırırsın bizi.
Ne yaparsan keyifle yaparsın. Matematiği çok seversin. Bize toplama, çıkarmalar sordurursun. Yolda giderken tabelaları okursun, kuş yuvası bulma yarışları yaparız (kışın) ve her gece kitap okuruz. Şu sıra en sevdiğin kitap Cingo. Dün bana sordun, anne Cingonun devamını yazarsa Şermin abla alır mıyız diye, tabi alırız oğlum. Sen oku, hep çok oku. Yemek yapmayı seversin bunların yanında. Cizgifilm izlemeyi, online games den oyun oynamayı seversin. Piyano çalmayı öğrenmek.istiyorsun, Eylülde başlayacaksın. Hedeflerin ve isteklerin var. Sen ne yaparsan doğru yapacağından kuşkum yok. İlkokul daki.ilk ogretmenin Sevgi öğretmen seni doğru bir çocuk olarak anlatmıştı. Çok güzel bir ifade, Allah hep seni iyi insanlarla karşılaştırsın, eminim yolun çok güzel olacak.
Can’ın geçtiğimiz son bir kaç ay içerisinde yeni keşfettiği bir yemek var, spagetti bolognese, geçenlerde Garfield ı konuşuyorduk, biz oğlumla Garfield e çok gülüyoruz, bazen haftasonları uyanınca Garfield saati yapıyoruz, izleyip izleyip gülüyoruz. E malumunuz Garfield lasagna çok sever, Can la lasagna gibi başka ne olur Garfield in seveceği diye düşünürken, bu geldi aklımıza, hadi deneyeyim dedi Can. Dışarıda yemekteyiz o sırada, sosunu ayrı istedik sever mi diye emin olamayarak. Ama sosunu üstüne ekleyebilir ekleyebilir yedi maşallah. Ve şu an en sevdigi yemek sırasında ne var tahmin et 🥰🫠 evet doğru tahmin, yemeğimiz ilk sıraya yükseldi. Afiyet olsun yavrum benim
İlkokul birinci sınıfın ilk gününü, okula gittiğimizdeki heyecanımı, okul bahçesinin ve okulun bana olduğundan büyük gelişinin hissini çok net hatırlıyorum. Belki de henuz tanımadığım arkadaşlarım ve öğretmenimle nasıl yakın olacağımızı bilemediğim ve kalabalık içerisinde yalnız hissetmeyi deneyimlediğim ilk an olabilir. Tatlı oğlumuz Can da bugün 1. Sınıfa başladı. Can’ın heyecanı,azmi ve duygularının bu kadar farkında olarak kendini ifade edebilmesi beni çok mutlu ediyor. Biliyorum ki duygularımızın, içimizdeki benin ne kadar farkında olursak hayatta o kadar rahat ve akışta kalarak ilerleriz. Oğlum; sevgi dolu, azimli, başarılı, sürekli gelişime önem veren, Atatürk ilkelerine bağlı ve şimdiki gibi mutlu bir çocuk olarak eğitim ve öğretim hayatına devam etmen dileklerimle…Okul hayatına yeni başlayan ve bu yolda devam eden tüm öğrencilerimize keyifli ve başarılı bir yıl diliyorum. #eğitim #sürekligelişim #Atatürkilkeleri #mutlu
Daha fazla kişiye ulaşması ve daha fazla aileye fayda yaratması adına sizlere uzmanlık alanım olmayan ama uzun süredir deneyimlediğim ve çok faydalarını gördüğüm oğlum Can büyürken tanıştığım bir metoddan ve bu metodu uygulayan okullardan bahsetmek istiyorum. Montessori metodu Dr. Maria Montessori tarafından bulunan ve Türkiye’de de bazı okullarda uygulanan bir metod. Dr. Maria Montessori’ye göre çocuklar çevrelerini öğrenmeye yönelik içgüdüsel bir arzu taşıyorlar. Bu metodun özelliği sevgiye ve barışa dayanarak, her bir çocuğun eşsiz olduğunu kabul ederek çocuğun ihtiyaçlarına göre hareket edebileceği alan yaratmak. Bu okullarda Öğretmenin rolü çocukların çalışmalarına destek olmak ve çocukların içsel motivasyonlarını geliştirmelerine destek olmak. Öğretmeni ev sahibi lidere benzetiyorum, okula çocukların gelmesi sanki çocuklar ortak evlerine gelmişler ve bir ihtiyaçları/engelleri olduğunda ev sahibinden yardım istiyorlar. Montessori Yöntemi’nde çocuklar belirli kurallar çerçevesinde bununla birlikte özgürce aynı sınıfın içinde ve aynı anda duyu, matematik, okuryazarlık, günlük hayat, kültür çalışmaları yapabiliyorlar. Montessori Yöntemi’nde soyut kavramların somut bir şekilde sunulması Montessori Araçları ile mümkün oluyor.
Montessori Methodu Agile’da bahsettiğimiz Motivasyon 3.0’ın ilkeleri ile de birbirine çok benziyor. Drive kitabından bir alıntı yapmak isterim. “Montesori metodunun ana ilkeleri ile Motivasyon 3.0’ın ilkeleri birbirine çok benzer. Her ikisi de çocukların eğitimlerinde söz sahibi olmaları, bağımsız bir şekilde ders görmeleri gerektiğini söyler. Öğretmenler, ders veren veya komuta eden kişiler değil sadece birer gözlemci ve kolaylaştırıcı olmalıdır. Çocuklar, doğal olarak yoğun odaklanma, konsantrasyon ve akış anları yaşarlar. Yetişkinler bu anlara müdahale etmemek için ellerinden geleni yapmalıdır”.
Kitap adı: Drive, Yazarı: Daniel H. Pink
Bu bilgilerin ışığında Google’ın kurucuları Lary Page ve Sergey Brin’in de Montessori Eğitimi almış olmaları beni çok şaşırtmadı.
“Larry’s and Sergey’s ideas about how work could be were also informed by their early experiences at school. As Sergey has commented: “I do think I benefited from the Montessori education, which in some ways gives the students a lot more freedoms to do things at their own pace.” Marissa Mayer, at the time a Google vice president of product management and now CEO of Yahoo, told Steven Levy in his book In the Plex: “You can’t understand Google … unless you know that both Larry and Sergey were Montessori kids.”22 This teaching environment is tailored to a child’s learning needs and personality, and children are encouraged to question everything, act of their own volition, and create.”
Kitap adı: Work Rules , Yazarı: Laszlo Bock
Dr. Maria Montessori kimdir? Dr. Maria Montessori 1870 yılında bir İtalyan kasabasında doğmuş ve İtalya’da tıp fakültesine giden ilk kız öğrenci, ilk kadın tıp doktoru olmuştur. Sonrasında Eğitim felsefesi ve antropoloji okumuştur. 1907 de ilk Çocuklar Evi mi açmıştır. 1912 de ABD de Montesori Metodu adlı kitabı best seller olmuş ve 20 dile çevrilmiştir. 1949 yılında Nobel Barış Ödülü almıştır ve 1952 yolunda ölmüştür. Başlıca eserleri: Emici Zihin, Çocukluğun Keşfi, Çocukluğun Sırrı
Canım oğlum sevgili Can, sen, annen(ben), baban ve anneannen ile birlikte çok keyifli bir bahar gezisi yaptık. Önce Bolu’ya GazelleHotel’e gittik, orada hayatında ilk kez bu kadar yakından geyik gördün; sadece sen mi bizler için de bu bir ilk oldu. Geyiğe sevgi dolu olduğu için ve biz nereye gidersek takip ettiği için ”seven” adını koydun. “Anne Seven bizimle arabanın yanından İstanbula kadar koşar mı?” diye sordun, bizimle eve gelsin istedin. Bolu bol aktiviteli geçti, açık hava oyunları, hakemli çocuk tırmanma alanı oyunları, tavuskuşu,geyik, tavuk ve horoz incelemeleri, su oyunları; suda zaman yolculuğu yaptık seninle çok keyifliydi; havuzda yüzdük, hamama girdik. İyi ki doğdun, iyi ki büyüyorsun oğlum; seninle birlikte gezmek, görmek, öğrenmek de çok keyifli.
Ertesi gün Bolu’dan Ankara’ya geçtik. Ankara planda yoktu.
Can’ın doğumundan itibaren çok kullanışlı bulduğum ve çok severek kullandığım ürünleri seninle paylaşmak istiyorum. Genel:
Çektiğin fotoğraflardan arada albüm yap, aralara notlar yaz. Bir defterin olsun, bazı önemli anları yaz sonradan unutuluyor. İlk söylediği kelimeler, ilk komik kelimeleri, neler seviyor, neler sevmiyor, anılarınız vs. Bu tip ilk 5 yıl ya da ilk yıl albümleri de var onlardan da al bir tane. Örneğin https://ty.gl/yggwihdq
Bebeğini bol bol kucakla, hatta bir kanguru al ve sık sık onu üzerine tak. Çok ağır değilse yürüyüşe bile gidebilirsin kanguru ile kısa mesafe. Instagram’dan bebeğinigiyenlerkulubu nu takip et. Markayı hatırlamıyorum kullandığımız, çok marka var.
Ikea’dan çocuk masası ve sandalyelerinden al, biraz büyüyünce çok kullanacak. Yeni katı gıdaya geçtiği dönem için de Ikea oturma koltuğunu al.
6 aydan sonra odasına geçir, odasında tek başına uyusun. Tavsiyem yer yatağı kullanman. Biz Can’ın bebeklik döneminde sevgili arkadaşım Sinem’den Güney’in artık sığmadığı yatağını almıştık. Can şu an 4,5 yaşında, hala onu kullanıyoruz. Biraz daha boyu uzadığında yatağını değiştireceğiz.
Uyku öncesi masaj için:Bu yağ çok güzel, bebek cildine Alerji yapmıyor, biraz pahalı ama uzun süre kullanılıyor, evladiyelik.https://ty.gl/s9t5iavyUyku öncesi Kitap önerileri:Bu konuda detaylı bir postum var zaten fakat ana dikkat edilmesi gereken noktanın daha küçük Anlamaz demeden yeni doğduğundan itibaren onu uygun kitaplarla tanıştırmak olduğunu ve zevkini gözlemleyerek bol bol farklı kitapla tanıştırmak olduğunu düşünüyorum. Uyku öncesi muhakkak her gece kitap oku, ritüel haline dönüştür bunu ve okurken de ona arada sorular sor kendini anlatmaya çalışsın, dinle acaba ne demek istiyor olabilir.. İnan çok geliştiriyor bunlar onu. Farklı yayınevlerinden de çok güzel kitaplar var muhakkak fakat kütüphanende muhakkak Tübitak Kitapları ve İş Bankası Kültür Yayınları bulunmalı.Bebeklik dönemi için şu tip siyah beyaz görselli kitaplar da kullan.https://www.amazon.com/gp/aw/d/1587285940?psc=1&ref=ppx_pop_mob_b_asin_title Uyku:
Anne yanı beşik(doğumdan itibaren 6 ay kullanılıyor)
Bebek sütü saklamak için:Bundan bulursan muhakkak al. Bebeğine soğuk anne sütü temin etmek için harika. En bayıldığım ürünlerden, hala içine yemek koyuyoruz örneğin parka giderken ya da Can okula giderken, içinde buzuyla geliyor bu bir set.https://www.amazon.com/gp/aw/d/B00H5OI9XO?psc=1&ref=ppx_pop_mob_b_asin_title Giysi:
Kışlık tulum: yürümeye başladıktan sonra yerlere oturacağı için ve sulara bata çıka oynayacağı için (lütfen müdahale etmemeye çalış, biliyorum zor ama yapabilirsin, Çocuklarımızın içindeki doğal çocuğu korumak için olabildiğince sularda oynaması öneriliyor <çok değerli sayın Azmi Varan eğitiminden> https://www.amazon.com/gp/aw/d/B06XSH33XP?psc=1&ref=ppx_pop_mob_b_asin_title
Bebeklik dönemi için küvet almana gerek yok, ilk 3 ay gayet rahat lavaboda yıkarsın. Bunu yaparken hayatını kolaylaştırıcı casualnest ürünlerinden babybloomingbath öneriyorum. Facebookdan bakabilirsin ya da bende numaraları var bana soraraan numarasını veririm.
Bugünün tarihi sihir gibi; 21.01.2021, Ocak ayının 21’i, 21.yydayız ve 2021 yılındayız. Can’ın ayakları da bu arada 30 numara oldu. Doğduğunda mini minnacık o dolmaların 30 numara olması beni çok şaşırttı. Geçenlerde bot giyerken “anne serçe parmağım acıyor” dediğinde 29 numara olan botlarının bir büyüğüne bakayım demiştim. Serçe parmağı, ayağının en minik parmağına dar gelmiş güzel botları. Hemen söyledik 30 numara botlardan (malum pandemi dönemi internetten söylüyoruz her şeyi) ve hızlıca paketlenip geldi evimize şükür. O tatlı ayakların hikayesini yazmak istedim size. Bundan iki yıl önce 23 Ocak 2019’da Can’ın botları 24 numaraymış şimdi ise 30. Bir çocuğun ayakları iki yılda altı numara büyüyebiliyor. Büyüme sürecinde çocuklarımızı çok sevelim, hep sevelim. Kızdığımızda bile aslında sevmeye devam ettiğimizi bilsinler, hep anlatalım. Anlamaz demeyelim. Çok değerli Azmi Varan eğitimlerinden öğrendiklerimle yazımı tamamlayacağım. Yaşam senaryomuzun doğumla başladığını ve 4 yaşına geldiğimizde planın ana hatlarıyla oluştuğunun farkındalığı içinde olalım. “İnsan hayatına en fazla damga vuran çocukluk döneminde yaşadıklarıdır”. İyi hatıralar oluşturmaya özen gösterelim…
Dışarı çıkıp özgürce açık havada dolaşmanın keyfini özlediğimiz bugünlerde bebeklerin ve çocukların dışarı çıkması hakkında bir yazı kaleme almak istedim. Can’ın yeni doğduğıu dönemden itibaren her gün en az 15 dk “açık hava” almasına özen gösterdim ve bunun çok faydalarını gördüm.
Yeni doğduğu dönemde bile mevsime uygun giydirerek açık havaya çıkarmanın bebeğin burnunun açılması ve huzurlu uyuması için çok faydası var. Etrafımdan gözlemliyorum bazı arkadaşlarım hava soğuk ise o gün bebeği/çocuğu ile evde kalmayı tercih edebiliyor. İçinde bulunduğumuz coronavirüs dönemi de zor bir dönem ve dışarı çıkmak hastalığa davetiye çıkarmak olarak algılanabiliyor fakat bildiğiniz gibi virüs başka hasta kişilerden geçiyor yani dışarı çıktığımızda uymamız gereken kurallara uyar isek (maske, dezenfektan vs.) bunun yapılabilir olduğunu göreceksiniz. Yaşadığınız yer yeşilliğe yakın olduğunuz daha az insanın olduğu bir bölge ise bence karda bile bebeğinizle onu şartlara uygun hazırlayarak bir 15 dk muhakkak dışarı çıkmalısınız. Etrafınızda kimse yokken maskesiz ve birilerini gördüğünüzde maskeli olacak şekilde dikkat edebilir, bu anlayışı eğer çocuğunuz da 4yaş üzeriyse ona da anlatarak gerekli durumlarda maske takmasını sağlayabilirsiniz. Açık havada hareket etmesi ve etrafını gözlemlemesi onu geliştirecek.
Can’ı bebekliğinden itibaren götürdüğümüz çocuk dr umuz sayın Demet Ilıkkan bu görüşü “Çocuklu Hayatın İlkeleri” kitabında da destekliyor. Okumadıysanız muhakkak okumanızı öneririm. Ekran görüntüsünü de aşağıya ekliyorum. Sağlıklı, güzel gezmelere..